Enfeksiyonlardan korunma yöntemlerini gösteren tablo için tıklayınız.
Bulaşıcı hastalıklar, genelde acil bakım gerektirmez. Ancak, acil bakım gereken durumlarda, hastanın bulaşıcı hastalığı olursa, Paramedik açısından bu, iki nedenden dolayı önemlidir. Birincisi, kendisini korumak; ikincisi ise, başkalarını çapraz enfeksiyonlardan korumaktır. İşte bu iki nedenden dolayı, Paramedik özellikle bazı bulaşıcı hastalıkları, onlardan korunma yollarını bilmek zorundadır. Paramedik kendisini korumak için her zaman eldiven giymelidir, solunum yolu ile bulaşma söz konusu ise maske takmalıdır; eğer kendisi gripse hastaya bulaştırmamak için maske takıp nedenini de hastaya açıklamalıdır. Hastanın fışkırır tarzda kanaması veya kusması halinde, varsa mutlaka tıbbi gözlük takmalıdır.
UYARI: Sağlık personeline HBV bulaşmasının en önemli nedeninin iğne batması olduğunu hatırlayın. Eldiven olsa bile bir şey fark etmeyecektir. O nedenle, hastada kullanılan iğnelerin iğne ucunun dışarı çıkmasına izin vermeyecek sertlikte kapalı kaplara atılması gerekir. Çöpe atmanız gerekiyorsa, acele etmeden büyük bir dikkatle iğnenin kapağını kapatarak atın ki, sizden sonraki kişilere batmasın. Zira çöpleri toplayan kişilere hastalıkların, naylon çöp torbalarını toplarken iğne ucu batması sonucunda, bulaştığı tespit edilmiştir.
HIV ( HUMAN IMMUNODEFİCİENCY VIRUS, AİDS, EBES = EDİNSEL BAĞIŞIKLIK EKSİKLİĞİ SENDROMU)
BELİRTİLERİ:
¯ Nedeni belirlenemeyen gece terlemeleri
¯ Bir ayı geçen ısrarcı ateş
¯ Titremeler, konuşurken zorlanma, hareketlerde yavaşlama
¯ Kısa sürede, vücut ağırlığının % 10 undan fazla kilo kaybı
¯ Bir ayı geçen, sürekli ya da aralıklı devam eden ishal
¯ Bir ayı geçen, kuru ve ısrarlı öksürük, aşırı yorgunluk ve halsizlik
¯ Koltuk altında ve kasıklardaki bezelerde, şişlik ve ağrı
¯ Deride morumsu lekeler, ağızda pamukçuk
¯ Çeşitli fırsatçı enfeksiyonlar( vücut direnci düştüğünde ortaya çıkan hastalıklar); mantar hastalıkları, sitomegalovirus(CMV), toksoplasma, tüberküloz vd
¯ Paraziter akciğer enfeksiyonu: pneumocystis carinii pneumoni; Kaposi sarkom: deride ve ağız içinde görülen bir çeşit kanser
¯ Beyinde oluşan akut enfeksiyondan, kronik demansa kadar değişebilen nörolojik sendromlar.
İNKÜBASYON SÜRESİ: 6 ay – 5 yıl arasında değişmektedir.
HIV vücuda girdikten sonra, kişinin savunma sisteminin durumuna (yani vücut direncine) göre, belirtiler ortaya çıkmaktadır. Vücut direnci çok düşük kişilerde, belirtiler 3ay gibi kısa sürede de görülebilirken; nadirde olsa HIV taşıdığı halde 10 yıldır hiç belirti görülmeyen hastalar olabilmektedir. Taşıyıcı olabilen bu kişiler, sağlık personeli ve diğer kişiler için risk oluşturmaktadırlar. O nedenle, çalışırken her zaman tedbirli olmalıyız.
BULAŞMA YOLLARI:
¯ Cinsel ilişki (meni ve vajen salgısında yoğun olarak HIV bulunduğundan dolayı)
¯ Kontamine kan ve kan ürünlerinin nakli
¯ Enfekte organ(böbrek, kalp, akciğer vd), doku (deri, kemik vd) veya meni nakli
¯ Enfekte anneden bebeğe, doğum esnasında veya doğumdan sonra, bulaşabilir.
RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR:
¯ Damar yolundan ilaç(uyuşturucu) alan bağımlılar
¯ Çok eşli cinsel ilişkiye girenler
¯ Kan veya kan ürünü alıcıları
¯ Dövme yaptıranlar.
¯ Sağlık personeli, hemodiyaliz hastaları
TEŞHİS YÖNTEMLERİ:
¯ ELİSA (3 kez tekrarlanmalıdır)
¯ Western Blot (ELİSA 3 kez olumlu olduğunda, doğrulamak için kullanılan yöntemdir
ELİSA, viral hastalıkların teşhisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. HIV’ e özgün değildir. O nedenle yanıltıcı sonuçlar alınabilmektedir. Bu yüzden 3 kez tekrarlanır. Birden fazla olumlu sonuç alındığında, HIV’ e özgü olan ancak daha pahalı bir yöntem olan Western Blot yöntemiyle doğrulanır. Bu bahsedilen yöntemler ucuz olması nedeniyle tercih edilen yöntemlerdir ve teşhisi geciktirmektedirler. Son yıllarda çok pahalı, ancak kısa sürede kesin tanı konmasına yardımcı olan yöntemler geliştirilmiştir. Özel laboratuarlarda bu yöntemler kullanılmaktadır.
TEDAVİ:
Henüz yok. O nedenle, korunma büyük önem taşımaktadır. Aşı çalışmaları ve tedavi araştırmaları halen devam etmektedir. Varolan tedaviler semptomların hafifletilmesinde kullanılmakta ve oldukça pahalıdır; hastalığı yok etmemektedir.
KORUNMA:
¯ Cinsel ilişkide prezervatif (kondom, kaput) kullanılmalıdır.
¯ Test yapılmamış kan ve kan ürünleri kullanılmamalıdır.
¯ Mümkün olduğunca hastalara, tek kullanımlık malzemeler kullanılmalıdır.
¯ Hastaya bakım veren kişiler mutlaka eldiven giymelidir.
¯ Disposable olmayan malzemeler, iyi sterilize edilmelidir.
HIV ‘ NİN BAZI ÖZELLİKLERİ:
¯ Etere duyarlıdır
¯ 4.5 pH’ ya duyarlıdır (dolayısıyla yutulduğunda mide asidiyle inaktive olur)
¯ 56°C derecede 30 dakikada inaktive olur.
¯ Kuru oda ısısında 3 gün, nemli ortamda 7 gün canlı kalabilir. Açık havada ve ışıklı ortamda ömrü kısalır.
¯ % 70 lik Alkol ve % 0.5 lik sodyum hipoklorite (1/ 10 sulandırılmış çamaşır suyuna) duyarlıdır.
¯ 1/ 4000 lik Formaldehit ve Gluteraldehite duyarlıdır.
HIV nin duyarlı olması, bu etken ya da koşullara maruz kaldığında etkisini kaybetmesi ( ölmesi, inaktive olması) demektir.
¯ Sosyal öpüşme, aynı ortamda çalışma, veya birlikte oturma ile bulaşmaz
¯ Hava yolu, fekal – oral (anüs – ağız) yol; su ve yiyecekler ile bulaşmaz
¯ Kan emici böcek (sivrisinek vd) sokması ile bulaşmaz
¯ Ancak, diş fırçası, tıraş bıçağı (jilet) gibi eşyalar ortak kullanılmamalıdır
¯ Kulak deldirme ve dövme yaptırma esnasında steril malzeme kullanılmasına dikkat edin.
HEPATİT VİRÜSLERİ
Hepatit, karaciğer dokusunun enfeksiyonudur. Yüzlerce nedeni vardır: bakteriler, parazitler, virüsler, alkol bağımlılığı vs. Bunlardan Hepatit virüsleri, ilaç tedavisi olmayan, bazılarının siroz ve kansere dönüşebildiği enfeksiyonlara neden olmaktadırlar. Halbuki, önlem alınarak Hepatit virüsü enfeksiyonlarından korunmak mümkündür.
HEPATİT BELİRTİLERİ:
¯ Halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal,
¯ Koku ve tat alma duylarında bozukluk; sigara içenler tat alamadıklarını ifade ederler
¯ Ateş, ürtiker(kaşıntı), artralji (eklem ağrıları). Sarılık başladığında bu belirtiler kaybolur.
¯ Sarılık, birinci ve ikinci haftalarda en yüksek düzeye ulaşır. Daha sonra giderek azalır. Sarılık her zaman görülmeyebilir veya çok hafif atlatılabilir.
¯ Bölgesel lenfadenopati ve splenomegalo olabilir.
¯ Akut dönemde, karaciğer enzimleri (SGOT, SGPT) 1000 in üzerine yükselir ve altıncı haftada normal düzeyine iner.
TEDAVİ:
¯ İstirahatla iyileşme görülür. Tam iyileşme 3 – 6 ay sürebilir. İyileşme olmadan kronik hepatite de dönüşebilir.
¯ Akut dönemde, karaciğeri yormayan yiyecekler olmak üzere vitamin, mineral ve dengeli besinlerden oluşan beslenme önerilmektedir.
RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR:
¯ Vücut direnci düşük olan kişiler
¯ Sağlık personeli
¯ Kan, kan ürünü ve organ nakli olanlar
¯ Hemodiyaliz hastaları ve yakın ilişkide olan yakınları
¯ Toplu yaşanan yerlerdeki kişiler; akıl hastaneleri, ceza evleri, yaşlı bakım evleri gibi yerlerde yaşayan kişiler
¯ IV ilaç ya da uyuşturucu bağımlıları
¯ Çok eşli cinsel yaşamı olanlarla, cinsel yaşamı hareketli kişiler.
KORUNMA:
¯ Bireysel korunma önlemleri AİDS ile aynıdır. AİDS’ e göre 40 kat daha bulaşıcıdır
¯ Risk altındaki kişiler, HBV enfeksiyonu ile daha önce karşılaşmamışsa, aşı yaptırmalıdır.
¯ HAV ve HEV enfeksiyonları, altyapı ve hijyenik koşulların bozuk olduğu durumlarda artış gösterir. O nedenle bu gibi yerlerde sular kaynatılarak içilmeli, sebze ve meyveler iyi yıkanmalı, hijyenik çalışmayan yerlerde yemek yenilmemeli; özellikle et türü.
¯ Hep C, kronikleşmeye eğilim gösteriyorsa, tedavide alfa interferon kullanılabilir.
KANDAKİ HEPATİT B DEĞERLERİNİN ANLAMLARI
HBsAg + ise: akut enfeksiyonun varlığını gösterir. 6 ncı ayın sonunda halen pozitif ise: aktif taşıyıcılığı gösterir
Anti-HBs + ise: HBV enfeksiyonu geçirilmiş ( ya da aşı olmuş) ve bağışıklık oluşmuştur. Hastalık geçirildiği halde, bazen bir seneye kadar ( – ) olabilir.
HBcAg + ise: aktif enfeksiyonu gösterir.
Anti-HBc + ise: akut enfeksiyon döneminden itibaren uzun süre görülebilir.
HBeAg + ise: aktif enfeksiyonu ve bulaşma olasılığını gösterir
Anti-HBe + ise: bulaşıcılık sona ermiştir.
MYCOBACTERİUM TUBERCULOSİS (TBC, VEREM)
Her organa yerleşebilir. Ancak en çok akciğerleri tercih eder ve havalanmanın en yoğun olduğu üst (apeks) kısmına yerleşir. Özellikle, vücut direnci düştüğünde (dengesiz beslenme, uzun süren hastalıklar, içki-sigara kullanımı, düzensiz yaşam tarzı, uygunsuz koşullarda yaşama sonucunda olduğu gibi), ortaya çıkan fırsatçı bir enfeksiyondur. Eğer kemiğe yerleşir ve enfeksiyon oluşturursa, buna Maldepot hastalığı denir.
Hastalığın oluşması için, 1-3 basilin vücuda girmesi yeterlidir. Balgamda bol miktarda basil bulunur. O nedenle çevremizdeki kişilerin yere tükürmesini, ya da başkalarının yüzüne karşı öksürmesini engellemeliyiz.
Paramedik, TBC enfeksiyonu şüphesi olan ve öksüren bir hasta taşıyorsa, hastaya maske takmalıdır. Hastanın solunum zorluğu varsa ve maskeden rahatsız oluyorsa bu durumda, paramedik kendisine maske takmalıdır.
BELİRTİLERİ: Geceleri aşırı terleme ve ateş, kilo kaybı, iştahsızlık.
TEŞHİS: PPD ve akciğer röntgeni ile teşhis konur.
KORUNMA: BCG aşısı ile korunmak mümkündür. Birinci aydan itibaren bebekler aşılanır. 5 yılda bir tekrarı önerilmektedir. Vücut sağlığını korumaya çalışarak, savunma sistemi güçlendirilirse TBC’ ye yakalanma oranı düşürülebilir. Bu ise, dengeli beslenerek, istirahat ederek, alkol ve sigara kullanılmayarak sağlanabilir.
PPD (Pürifiye Protein Derivesi):
1 ml de 1 ünite olacak şekilde sulandırılır. Ön kolun (tercihen sol) iç kısmına, tüysüz alana, deri içine (intrakütan) 5 ünite enjekte edilir. 48 – 72 saat sonra okunur:
0 – 4 mm ise: PPD ( – ) tir ve BCG aşısı yapılmalıdır. Aşıdan 4 – 6 hafta sonra ( + ) olur.
5 – 9 mm ise: şüphelidir, test tekrarlanmalıdır.
10 mm üstünde ise: PPD ( + ) tir. Vücutta TBC basili vardır, diğer teşhis yöntemleri ile aktif hastalık var mı araştırılır. Aktif enfeksiyon varsa, aile fertleri de kontrol edilir ve tedaviye başlanır.
TETANOS
BELİRTİLER:
YENİDOĞANDA: bebek huzursuzdur, emmeyi reddeder, vücutta kasılmalar olur. Her türlü ses, hafif gürültü ve hatta okşama bile şiddetli kasılmalara neden olur.
YETİŞKİNDE: özellikle çene ve boyun kaslarında olmak üzere, tüm vücutta ağrılı kasılmalar ve sertlikler görülür.
Bu her yerde, her durumda ve her yaştaki insanı tehdit eden bir hastalıktır. 28 günden küçük bebeklerde görülen yenidoğan tetanosu, göbek kordonundan girerek ölüme neden olabilir.
Bütün dünyada ve ülkemizde hastaların çoğu, tanı konulamadan öldüğünden, hastalığın ne kadar yaygın olduğu ve önemi anlaşılamamaktadır.
KULUÇKA SÜRESİ: 3 – 28 gündür. Ortalama 7 gündür.
BULAŞMA: Toprak ve paslı metallerle olur. Yenidoğan tetanosu, göbek kordonunun steril olmayan aletlerle kesilmesi ya da doğum sonrası göbeğe kirli birtakım şeylerin bulaşması sonucu görülür.
KORUNMA: Aşı ile mümkündür. 8.- 12.- 16. Haftalarda, 3 kez DBT (difteri-boğmaca-tetanos) karma aşısı, bir kez de 1. 5 yaşında DBT aşısı, İlkokul birinci sınıfta DT aşısı ve lise birde TT(tetanos toksoidi) aşısı olarak tekrarlanır.
Hiç aşılanmamış gebelerin aşılanması şarttır. Gebeliği tespit edildikten sonra bir ay ara ile 2 kere tetanos aşısı yapılır. Önceki gebeliğinde 2 doz aşı yapılmışsa; o zaman bir doz olarak tekrarlanır.
3.doz, ikinciden en az 6 ay sonra yapılırsa, kişiyi 5 yıl korur.
4.doz, üçüncüden en az 1 yıl sonra yapılırsa, kişiyi 10 yıl korur.
5.doz, dördüncüden en az 1 yıl sonra yapılırsa, ömür boyu korur.