Böbrek Ağrıları
Böbreğin öncelikli görevi, beden sağlığının istikrarını sağlamak ve korumaktır. Böbreğin şaşırtıcı mükemmellikteki iç yapısını burada ele almayacağız, ama onun işleyiş biçimi hakkında bazı ayrıntılara değinmeden de geçemeyeceğiz.
En önemli işlevi, bedenin sıvı dengesini düzenlemektir. Böbrek genelde sıvı dışkılayıcı bir organ olarak bilindiği halde, başlıca görevi sıvıyı muhafaza etmektir; çünkü böbrekten geçen sıvının önemli bölümü sisteme yeniden kazandırılır. Bedene giren sıvının yalnızca küçük bir bölümü, atık maddelerin çözünmesinde kullanıldıktan sonra idrar kesesine gönderilir.
Böbrek, bedenin tuz dengesini de düzenler. Böbreğin bir başka önemli işlevi de, kandaki asit oranını dengelemektir. Ayrıca, atık maddelerin ve kullanılabilir maddelerin ayrışımından da sorumludur. Kan böbreklerde süzülürken bazı yaşamsal moleküller (örneğin glikoz ve aminoasitler) kandan ayrılır ve idrara karışır. Ama daha sonra atık maddeler dışkılanırken, bu önemli moleküller yeniden özümlenir. Böbreğin çapraşık bir organ oluşu, bir bakıma atık maddeleri ve yaşamsal öneme sahip molekülleri ayrıştırabilme yeteneğinden kaynaklanır. Böbrekler ayrıca, kan basıncının düzenlenmesinde etkili olan renin hormonunun yapımına da katkı sağlar.
Üriner Sistem İçin Şifalı Bitkiler
Böbreklerin önemini göz önüne aldığımızda, böbrek işlevlerini destekleyen bu kadar çeşitli bitkiyi doğanın kullanımımıza sunmakta oluşuna şaşmamak gerekir. Böbreklerin üstlenmiş olduğu rolü bütünsellik açısından gözden geçirdiğimizde, tüm organlarımızın kusursuz çalışabilmesinin, atıkların ve zehirli maddelerin düzenli biçimde dışkılanabilmesine bağlı olduğu açıkça ortaya çıkar. Ama besin maddelerinin genellikle yapay ve zararlı kimyasal maddeler içermesi, yaşam biçimimizin çevremizle ve iç dünyamızın ihtiyaçlarıyla uyum sağlayamaması nedeniyle, böbreklerin önemi gitgide artmaktadır. Böbrekleri rahatlatabilen bitkiler yalnızca idrar yolları problemlerinde etkili olmakla kalmayıp, mevcut problemlerden bağımsız olarak, tüm bedeni tedavi eder ve böylece, bedenimizin temizleyiciliğini üstlenmiş olan böbrekleri destekler.
İdrar arttırıcı ilaçlar (Diüretika)
Bir diüretikum, idrar dışkılanmasını ve idrar akışını arttıran bir bitkidir. Genelde bu tanım, böbrekleri ve idrar kesesini etkileyen her bitki için kullanılır. Diüretika listesi bu nedenden ötürü çok uzundur, ama hindiba(yaprak veya kök) belki de en etkili ve en değerli idrar arttırıcı bitkidir. Hindiba, idrar arttırıcı kimyasal ilaçlar kadar etkili olmakla kalmayıp bol miktarda da potasyum içerir. Halbuki, öteki idrar arttırıcı ilaçlar kullanıldığında bedenden bol miktarda potasyum dışkılanması nedeniyle çok zararlı yan etkiler oluşabilir. Hindiba kullanıldığında ise yalnızca bu yan etkilerden uzak durulmaz, bedendeki potasyum düzeyi de ayrıca yükseltilmiş olur. Hindiba ayrıca, karaciğer güçlendirici olarak çok ünlüdür ve çok yönlü kullanılabilir.
Bu bölümde değineceğimiz tüm bitkiler, idrar arttırıcı etkilerinin yanı sıra idrar yolları rahatsızlıklarına karşı da başarıyla kullanılabilir. Yoğurtotu, özellikle anılması gereken, genel anlamda diüretik etkiye sahip olan değerli bir bitkidir. Kan temizleyici, lenf sistemini temizleyici ve idrar arttırıcı etkileri sayesinde, bu sistemde görülen tüm hastalıklarda öncelikle kullanılabilir. Ayrıca kullanılabilecek bitkiler: Huş ağacı yaprağı, fasulye kabuğu, ısırganotu, altınbaşak, atkuyruğu, meyan kökü, maydanoz, kayışkıran kökü(Onanis spinoza).
İdrar yolları için antiseptik ilaçlar
Bazı idrar arttırıcı bitkilerin antiseptik etkisi, içerdikleri uçucu yağlardan kaynaklanır. Bu yağlar böbrek kanalcıklarından dışkılanırlar ve böylece mikropları doğrudan etkileyebilirler. Tipik örnekleri: Civanperçemi, kereviz tohumu, funda(yaprak ve çiçek), kayışkıran kökü, huş ağacı yaprağı, ayrıkotu kökü, ardıç kozalağı, sarmısak.
İdrar yollarında mukoza koruyucu ilaçlar
Bazı hastalıklarda idrar yolları mukozası, enfeksiyon veya sürtünme nedeniyle tahriş olur ve yatıştırılması gerekir. Hatmi yaprağı, mısır püskülü ve ayrıkotu kökü mukoza koruyucu etki içerirler ve başka bitkilerle karıştırılarak da kullanılabilirler.
İdrar yolları için sıkıştırıcı/büzüştürücü ilaçlar
İdrarda kan görülmesi doktor teşhisi gerektiren bir belirtidir, ama eğer önemli bir hastalık söz konusu değilse, sıkıştırıcı/büzüştürücü (adstringent) ilaçlarla tedavi edilebilir. Adstringent ilaçlar böbreklerdeki, idrar kesesindeki ve idrar yollarındaki kanamaları durdurabilirler ve yaralanmaların iyileşme sürecini desteklerler. En önde gelen adstringent bitkiler: Atkuyruğu, sinirliot, ceviz yaprağı, huş ağacı yaprağı, ebegümeci.
Taş oluşumunu önleyici ilaçlar (Lithagoga)
Çeşitli idrar arttırıcı bitkilerin önemli bir özelliği de taş oluşumuna karşı önlem oluşturması veya üriner sistemden taşların ve kumun dışarı atılmasını desteklemeleridir. Pek çok bitkinin taş oluşumunu önlediği söylenir. Ama aşağıdaki bitki karışımları bu konuda başarıyla yardımcı olabilir: 20’şer g ısırganotu kökü, kuşburnu, maydanoz kökü, sinirliot, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ateşte üstü kapalı olarak 4-5 dakika kaynatıldıktan sonra 10 dakika demlendirilir ve süzülür. Sabahları aç karnına 1-2 bardak içilir.
Cüce mürver kökü(toz haline getirilir), yeşil yulaf(veya sinirliot), frenk üzümü yaprağı, ardıç kozalağı, çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-3 bardak taze demlenmiş çay, aç karnına içilir.
Veya, kuşburnu, kayışkıran kökü(toz haline getirilir), ada soğanı, ardıç kozalağı, atkuyruğu, sinirliot, çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Hazırlanışı ve kullanımı yukarıdaki gibidir.
Üriner Sistemde Hastalık Belirtileri
Bedenin herhangi bir bölgesindeki problemin bir yansıması olarak idrar yollarında, böbreklerde ve idrar kesesinde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. İdrar yolları hastalıklarının ise, sistemin özel problemlerinin belirtileri olarak görülmesi gerekir.
Enfeksiyonlar
Üriner sistemde çeşitli enfeksiyonlar görülebilir. Bedende oluşan enfeksiyonların tümü, ancak savunma sistemlerinin gereğince işlemediği zamanlarda gelişebilir. Savunma sistemi yetersizliği, ölçüsüzce yiyip içmekten veya kabızlıktan kaynaklanabilir. Bir başka neden de, antibiyotik kullanımı nedeniyle sistemin şoka girmesi ve ekolojik dengenin bozulmasıdır. Bu tür ilaçların kullanımından sonra savunma gücüne yeniden kavuşabilmesi için, bedenin mutlaka desteklenmesi gerekir. Bu destek, C vitamini alımı ve katkı madde içermeyen yoğurt yemekle sağlanabilir. Yoğurt, bağırsakların doğal bakteri florasını yenileyebilir.
İdrar kesesi iltihabı (Sistit)
İdrar dışkılanırken yakıcı ağrılar hissedilir. Ayrıca, idrar kesesi boş olduğu halde, yoğun biçimde idrara çıkma ihtiyacı duyulur. Bu durumda, civanperçemi, ısırganotu, altınbaşak, ayrıkotu kökü, kuşburnu, mayıs papatyası, sinirliot, atkuyruğu bitkileri kullanılabilir. Soğutulmadan bolca içilen civanperçemi çayı bu tür rahatsızlıkları genellikle ortadan kaldırabilir, ama aşağıdaki karışım da etkilidir: Civanperçemi 2 ölçü, ısırganotu 1 ölçü, mayıs papatyası 1 ölçü, kuşburnu 1 ölçü. Bitkiler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İki saatte 1 bardak sıcak çay, tamamen iyileşene kadar içilir. Yakıcı ağrı aşırı düzeyde olduğunda veya idrarda kan görüldüğünde, mısır püskülü gibi mukoza koruyucu bitkiler de karışıma eklenebilir.
İdrar yolu enfeksiyonları (Üretra iltihabı)
İdrar yolu enfeksiyonları da idrar kesesi iltihabı gibi tedavi edilebilir, ama mukoza koruyucu bitki oranının arttırılması doğru olur.
Prostat iltihabı (Prostatit)
Bir prostat iltihabında, idrar kesesi iltihabındaki gibi belirgin rahatsızlıklar pek görülmez. Bu nedenle, idrar kesesi iltihabında kullanılan bitki karışımına 2 ölçü yakıotu(küçük çiçekli) karıştırılmalıdır. Yakıotu çayı, prostat büyümesine karşı da başarıyla kullanılabilir. Etkili bir karışım şöyle olabilir: Yakıotu 2 ölçü, ısırganotu 1 ölçü, atkuyruğu 1 ölçü, ayrıkotu kökü 1 ölçü. Bitkiler çok ince kıyılarak ölçülür ve iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir.
Böbrek çanağı iltihabı (Piyelit)
Böbrek çanağı iltihabı, böbrek dokularına da sıçrayabilir ve genellikle dayanılmaz ağrılara yol açar. Bu durumda en doğru davranış, hemen bir uzman doktora başvurmaktır. Tıbbi tedavinin yanı sıra, atkuyruğu tam banyoları veya oturma banyoları gün aşırı alındığında iyileşme süreci kısalacak ve ağrılar dinecektir. Bataklıklarda veya sulak bölgelerde yetişen uzun boylu atkuyruğu (yalnızca banyo katkısı olarak) çok daha etkilidir. Ayrıca, idrar kesesi iltihabına karşı içilen bitki çayının da yararlı olacağı unutulmamalıdır.
Böbrek hastalıkları
Pek çok bitki, ağır veya hafif böbrek hastalıklarında kullanılabilir. Ama, yaşamımız ve sağlığımız için çok önemli olan bu organımızla ilgili tüm rahatsızlıkların uzman doktorlar(Nefrolog) tarafından tedavi edilmesine özen gösterilmelidir.
Ödemler (Bedende sıvı birikimi)
Böbrekler yeterince sıvı dışkılayamadıklarında, (genellikle yerçekimi nedeniyle) bacaklarda ve ayaklarda ödem oluşur. Bu birikimin nedenlerinin teşhis edilmesi gerekir; ya böbrekler gereğince çalışmıyordur veya kan dolaşımında herhangi bir aksaklık söz konusudur. Ödemlerin tedavisi, ancak nedenlerinin teşhis edilip ortadan kaldırılmasıyla mümkündür, ama biriken sıvının dışkılanabilmesini sağlayabilecek bitkiler de vardır. Öncelikle atkuyruğu olmak üzere hindiba, civanperçemi, ısırganotu ve huş ağacı yaprağı çayları başarıyla kullanılabilir. Yeşil mercimek kaynama suyu veya çorbası da ödemlerin çözülmesinde yardımcı olabilir.
Böbrek taşları
Mineral kalıntılardan oluşan böbrek taşlarının veya böbrek kumunun oluşumu şifalı bitkilerin de yardımıyla önlenebilir. Böbrek taşları ve kumu, oxalit asit tuzlarından, ürik asit, fosfat veya aminoasitler ve sistein(kükürt kaynağı) bileşiminden oluşabilirler. Taşların bileşim biçimi saptanabildiğinde, tüketilen besin maddeleri bu amaçla programlanabilir. Ama bu pek mümkün olmadığı için, genellikle bilinen önerilere uyulmaya çalışılır. Besin maddeleri mümkün olduğunca az asit içerikli olmalıdır. Oxalit asit oranı yüksek olan besinlerden(örneğin ıspanak) uzak durulmalıdır. Bünyesi taş oluşturmaya yatkın olanların, sistemin gereğince yıkanabilmesi için bolca su içmeleri gerekir. Bunun anlamı, günde en az 3 litre suyun içilmesidir; terleme arttığında içilen su miktarının da arttırılması gerekir.
Böbrek taşlarının şifalı bitkilerle tedavisinde, taş oluşumunu önleyici (Lithagoga) niteliklere sahip olan ve oluşmuş olan taşları ve kumu çözerek dışkılanmalarını sağlayan, ayrıca olası birikimleri önleyen ilaçların kullanımı gerekir. İdrar arttırıcı ilaçlar da böbreklerden geçen sıvının arttırılması yoluyla, kalıntıların dışkılanabilmesine yardımcı olurlar. Taş oluşumunu önleyen ilaçlar da zaten genellikle idrar arttırıcı özelliğe sahiptirler. Sinirliot(yaprak ve tohum), havuç, koyunotu(Agrimonia eupatoria), ısırganotu, kara turp, huş ağacı yaprağı, taş anasonu(Pimpinella saxifraga), kayışkıran kökü (Ononis spinoza), dulavratotu kökü, kuşekmeği bu amaçla kullanılabilir.
-Kuşburnu, ardıç kozalağı, hindiba(kök ve yaprak) ve atkuyruğu, ince kıyılır ve eşit oranda karıştırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, bir litre suda 4-5 saat bekletildikten sonra kısaca kaynatılır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Yemeklerden yarım saat önce olmak üzere, günde 3 bardak içilir.
-Kara turp rendelenir ve akşamdan şaraba yatırılır. Sabah aç karnına 1-2 bardak içilir.
-Kısa aralıklarla sürekli olarak ıhlamur çayı içildiğinde, bezelye iriliğinde taşlar bile düşürülebilir. Ama bitki kaynatılmaz, haşlanarak demlenir!
-Böbrek taşı ve kumuna karşı, sıcak atkuyruğu tam banyosu yapılırken, arka arkaya atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Basınçlı idrarla birlikte genellikle taş ve kum da dışkılanır. Ama önceden, taşların idrar yollarından geçebilecek boyutta olup olmadığı bir uzman tarafından saptanmalıdır.
-Kayışkıran kökü(Ononis spinoza) çayı özellikle önerilir. İdrar arttırıcı ve taş düşürücü özellikleri ile eski çağlardan beri başarıyla kullanılır. Çok ince kıyılmış bir tatlı kaşığı dolusu bitki kökü, bir bardak soğuk suda 8-10 saat bekletilir, 1-2 dakika kaynatılır ve süzülür. Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak olmak üzere, günde 3-4 bardak içilebilir. Hiçbir yan etkisi yoktur.
-Magnezyum alımının arttırılması doğru olacaktır. Böylece büyük bir olasılıkla, yeni taş oluşumu önlenmiş olur. Meyve ve sebzede bol miktarda magnezyum vardır. Bazı maden sularında da yüksek oranda magnezyum bulunabilir. Araştırınız!
Tüm bu önlemlerden olumlu bir sonuç alınamadığında, ameliyatı ciddi biçimde düşünmek gerekecektir.
Böbrek ağrısı (Kolik)
Yerinden oynayan küçük bir taşın idrar yoluna ulaşarak idrar akışını engellemesi sonucunda oluşan dayanılması zor ağrılardır. Kediotu kökü, mayıs papatyası, kekik, atkuyruğu gibi bitkilerin çayı ve oturma banyoları rahatlatıcıdır, ama ancak ağrıya yol açan neden ortadan kaldırıldıktan sonra ağrılar sona erebilir.
İstemsiz idrar dışkılama (İnkontinens)
İdrar kaçırma olarak da adlandırılan bu durum, bir dizi psikolojik veya fiziksel nedenden kaynaklanabilir. Eğer herhangi bir organik bozukluk veya hastalık söz konusu değilse, bu rahatsızlık şifalı bitkilerle kontrol altına alınabilir. İdrar kesesi kaslarında güçsüzlük veya genel bir kas ve/veya sinir güçsüzlüğü söz konusu olduğunda da şifalı bitki tedavisinden yararlanılabilir. Aşağıdaki bitki karışımı bu konuda yardımcı olacaktır: Atkuyruğu 2 ölçü, koyunotu 1 ölçü, sarı kantaron 1 ölçü, civanperçemi 1 ölçü, mayıs papatyası 1 ölçü.
Bitkiler çok ince kıyılır, ölçülür ve iyice karıştırılır. Yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir.
Çocukların uykuda idrar kaçırmaları genellikle psikolojik nedenlerden kaynaklanır. Sarı kantaron çayı günde 2-3 bardak içildiğinde bu rahatsızlık büyük bir olasılıkla ortadan kalkar. Aksi halde bir doktora başvurulması doğru olur.
****************************************
Böbrek taşından korunmak elinizde
Böbrek taşları erkeklerde daha sık görülüyor. 20-40 yaş arasında daha sık görülen böbrek taşından korunmanın ilk koşulu günde 2,5 litre su içmek; kahve, çay ve kola tüketimini sınırlamak.
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bora Özveren böbrek taşı oluşumuyla ilgili şunları söylüyor:
“Kalsiyum, oksalat, veya ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu maddeler kristaller halinde böbrekte çökelebilir ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar yer değiştirerek veya idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılabilir. Ancak idrar kanalının herhangi bir düzeyinde takılarak idrar akışına engel oluşturan taşlar genellikle korkulan, şiddetli tipik böbrek ağrısına yol açar.”
RİSK FAKTÖRLERİ
Bazı hastalıklar ve alışkanlıklar bir kişide böbrek taşı oluşum riskini tetikliyor. Özellikle yaşamında daha önce kalsiyum taşı olan bir hastanın tekrar taş hastalığına sahip olma riski çok daha yüksek. Öyle ki geçmişte taş hastalığı olan hastalarda ikinci kez taş oluşma olasılığı bir yıl içerisinde %15 iken 10 yıl içerisinde % 80’lere çıkıyor. Dr. Özveren risk faktörleri konusunda şunları söylüyor:
“Bazı hastalıklar kişinin taş hastalığı riskini arttırır. Gut hastalarında ve idrarında yüksek ürik asit bulunanlarda da böbrek taşı riski fazladır. Ayrıca kristallerin oluşumuna yol açan bazı ilaçlar taş hastalığı riskini artırır. Sık veya sürekli ishal durumunda, ya da sıvı kaybı sonucu yoğun, asidik idrar çıkaran kişilerde böbrek taşı gelişebilir.”
BESLENME ALIŞKANLIKLARINIZA DİKKAT EDİN
Taş oluşumunda beslenme alışkanlıklarının de rolü büyük. Beslenme düzenine dikkat ederek büyük ölçüde taş oluşumunu önlemek mümkün. Dr. Özveren dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:
Başlıca su olmak kaydıyla bol miktarda (günde 2,5 litre) sıvı alın.
Kola, gazoz gibi asitli içecekleri haftada 1 litreden fazla tüketmeyin.
Çay tüketimi azaltın.
Greyfurt suyu ve elma suyunun taş hastalığı riskini arttırabilir. Öte yandan saf limon suyu koruyucudur.
Süt ve süt ürünlerinin hiç tüketilmemesi taş oluşum riskini arttırır. Kalsiyumdan yoksun diyetler uygulanmamalıdır. Süt, yoğurt, peynir gibi besinler makul ölçülerde tüketilmelidir.
Bol lifli besinleri tercih edin.
Yüksek oksalat içeren pancar, soya, kara çay, çikolata, kakao, kuru incir, karabiber, fındık, maydanoz, haşhaş tohumu, ıspanak, çilek, böğürtlen vs besinleri aşırı tüketmeyin.
Taş hastalığınız varsa bira ve diğer alkollü içecekler, ançuez, sardalya, sakatat, kuru bakliyat, mantar, ıspanak, kuşkonmaz, karnıbahar ve et tüketimini kısıtlayın.
Tuz kullanımını azaltın.
BELİRTİLERİ
Taş hastalığında görülen ağrı en sık rastlanan belirti. Böbrek ağrısının şiddeti değişiyor. Bazı kişilerde belli belirsiz bir sızlama şeklinde görülürken bazılarında son derece şiddetli, kıvrandırıcı ve hastaneye yatmayı gerektirecek yoğunluğa kadar ulaşabiliyor. Dr. Özveren ağrının şiddeti konusunda şunları söylüyor:
“Ağrı atakları taşın üreter içerisindeki hareketi ve buna bağlı spazmlara bağlıdır. Şiddetli ağrı atakları genellikle 20 – 60 dakika arasında sürebilir. Böbrek ağrısı, taşın bulunduğu vücut tarafında olur. Ağrının yeri taşın yerine ve hareketine göre değişebilir. Böbrekte veya üst üreterdeki taş, kaburga ile kalça arasında yan (böğür) ağrısına sebebiyet verir. Alt üreterde ve mesaneye yakın taşlar karın alt kısmında veya cinsel organa doğru yayılan ağrıya yol açar.”
Böbrek taşı hastalığında tek belirti ağrı değil. İdrarda kanama, bulantı, kusma, idrar yaparken acı-yanma, ve idrar sıkışıklığı hissi de hastalarda görülüyor. İlginç olarak belirti vermeyen böbrek taşlarına da rastlanıyor. Bu taşlar ancak kontrol sırasında ya da başka amaçla çekilmiş filmlerde tesadüfen saptanıyor.
TANI YÖNTEMLERİ
Böbrek taşı tanısı için hastalık belirtilerinin yanında, laboratuar tahlilleri ve radyolojik tetkiklerden yararlanılıyor. Dr. Bora Özveren tanı için kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor:
Direkt Röntgen Filmi
Taşların çoğu standart, yatarak çekilen röntgen filminde görülüyor. Ancak bazıları, örneğin ürik asit taşları ve ufak taşlar saptanamıyor.
İntravenöz Piyelogram (IVP)
İlaçlı böbrek filmi olarak da bilinen IVP’de röntgen ışını altında görülebilen bir boya maddesi damar içine veriliyor. Bu boya böbrekten süzülerek idrar kanallarına atılıyor. Boya böbrekler ve kanallardan geçtiği esnada çekilen filmlerde tüm idrar yolu ve taşları görüntülemek mümkün.
Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Özel bir tomografi incelemesi olan “kontrastsız helikal BT”, yani damardan ilaç verilmeden çok kısa bir süre içerisinde yapılabilen yöntem ile tüm böbrek taşları saptanıyor. BT, idrar yollarındaki her boyut ve tipteki taşları saptamada ve idrar yolu tıkanıklığını göstermede en hassas yöntem olarak günümüzde altın standart olarak kabul ediliyor.
Ultrasonografi
Özellikle hamileler gibi radyasyondan uzak durması gereken hastalarda ultrasonografi tercih ediliyor.
TEDAVİSİ
Taş hastalığının başlangıç ve acil (akut) safhasında tüm hastalar için benzer tedavi uygulanıyor. Başlangıç safhada hastalara, taşın kendiliğinden düşmesi beklenirken, sadece ağrı kesiciler ve su içmesi öneriliyor. Ağrı kesici ve sıvı tedavisini ağız yoluyla alabilen hastalar evine gönderilerek ayaktan takip ediliyor. Ancak ağrı çok şiddetliyse ve hasta su içemiyorsa hastaneye yatırılması gerekebiliyor. Taşın düşürülemediği durumlarda ise girişimsel tedavi yöntemleri tercih ediliyor.
Halk arasında en çok bilinen yöntem olan taş kırma konusunda Dr. Özveren şunları söylüyor:
“Taş kırma, girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulan hastaların çoğunluğunda uygulanabilen başlıca yöntem. Özellikle böbrek içinde ve üreterin üst tarafında yer alan taşlar için iyi bir tedavi şekli olarak kabul ediliyor. Buna karşın 2 cm’den büyük, sert, veya böbreği tümüyle dolduran taşlarda uygun bir yöntem değil. Bu yöntemde direkt olarak taşa yönlendirilen yüksek enerjili şok dalgası, cilt ve iç organlara zarar vermeden ilerleyerek taş yüzeyinde kırılma etkisi yapıyor. Bu şok dalga enerjisi ile taşlar küçük parçalara kırılarak idrar yolundan kolaylıkla atılması sağlanıyor. Çok büyük taşlar içinse perkütan böbrek taşı çıkarılması yöntemi kullanılıyor. Bu metotta çok büyük veya komplike taşlar, ya da taş kırma tedavisine dirençli taşlar ciltten böbrek içerisine yerleştirilen bir tüp yoluyla çıkartılıyor.”
Acıbadem Hastanesi Kadıköy Üroloji Uzmanı Op. Dr. Bora Özveren, üreteroskopi adlı operasyondan da söz ederek şöyle diyor:
“Üreteroskopi ile üreterin alt ve orta kısmında tıkanıklığa yol açan taşların çıkarılmasında kullanılıyor. Üreteroskopik girişimde, çok ince bir teleskopik alet ile idrar borusundan ve mesaneden geçilerek üreterin içerisine giriliyor. Bu ince ve esnek endoskop ile üreter içerisinde ilerleyerek tıkanıklığa yol açan taşa ulaşılarak taş çıkartılıyor.”
İlk taş olayından bir yıl sonra hastalar ultrason ve direkt film ile kontrol ediliyor. Bu dönemde yeniden taş hastalığı yaşamamak için hastaların özellikle sıvı alımına dikkat etmesi gerekiyor